Sürdürülebilirlik…
Bugün çevreyi korumak, kaynakları verimli kullanmak, israfı azaltmak ve gelecek nesillere yaşanabilir
bir dünya bırakmak olarak tanımlıyoruz.. Ancak bu kavram modern dünyada sıkça konuşulsa da, özü
itibarıyla yeni değil.
Çünkü dinlerde, sürdürülebilirliğin temelini oluşturan pek çok ilke; ayetler, hadisler, öğretiler ve örnek
yaşamlarla asırlardır anlatılıyor. Dinler sadece ibadet düzeni sunmaz; aynı zamanda insanın dünyaya
karşı sorumluluğunu, nimete bakışını ve “emanet” bilincini şekillendirir.
Bugün “sürdürülebilirlik” dediğimiz şeyin merkezinde aslında şu mesajlar vardır:
İsraf etme.
Emanete sahip çık.
Canlılara merhamet et.
Adaletli paylaş.
Dengeyi bozma
Şimdi bu kavramlara dinlerin insanlra verdiği mesajlarla yakından bakalım.
İsrafı Önlemek
Sürdürülebilirliğin en temel taşı aslında çok basit bir ilkeye dayanır: İhtiyacın kadar tüketmek. Bugün
enerji, su ve gıda israfı dünyadaki çevresel sorunların başlıca sebepleri arasında. Oysa dinler, yüzyıllar
öncesinden bu konuda insanı uyaran bir bilinç ortaya koymuştur. İsraf yalnızca “fazla harcama” değil;
nimeti gereksiz yere tüketmek, değersizleştirmek ve sorumsuzca kullanmak anlamına gelir. Bu nedenle
israfı önlemek, sadece ekonomik değil aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur.
İslam:
“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
(A’râf Suresi, 7:31)
“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Ama saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar
şeytanların kardeşleridir…”
(İsrâ Suresi, 17:26–27)
“Onlar harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik; ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.” (Furkan
Suresi, 25:67)
“Bir nehir kenarında olsan bile suyu israf etme.” (İbn Mâce, Tahâret, 48)
Yahudilik (Tevrat):
“Balta vurup ağaçlarını yok etmeyeceksin…” (Tesniye / Deuteronomy 20:19)
Hristiyanlık (İncil):
“Hiçbir şey ziyan olmasın diye artan parçaları toplayın.” (Yuhanna / John 6:12)
Budizm:
Budist öğretilerde arzuları azaltmak, sade yaşamak ve aşırı tüketimden kaçınmak önemli bir ilkedir. Bu
yaklaşım da israfı azaltmanın temel psikolojik kaynağına işaret eder: İhtiyaç ile istek arasındaki farkı
bilmek.
Emanet Bilinci
Sürdürülebilirliği sadece “çevreyi korumak” olarak düşünmek eksik kalır. Çünkü sürdürülebilirlik, en
temelde insanın dünyayla kurduğu ilişki biçimidir. Bu ilişki “sahip olmak” üzerine kurulursa tüketim
artar, tahribat kaçınılmaz olur. Ama ilişki “emanet” üzerine kurulursa, insan doğaya ve kaynaklara daha
dikkatli yaklaşır.
İşte dinlerin sürdürülebilirliğe en güçlü katkılarından biri tam da buradadır: Dünya bize ait değil; bize
verilmiş bir emanettir.
İslam:
“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmekten çekindiler… Onu insan
yüklendi…” (Ahzâb Suresi, 33:72)
“Hani Rabbin meleklere: ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti…” (Bakara Suresi, 2:30)
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.”
(Buhârî, Ahkâm, 1; Müslim, İmâre, 20)
Hristiyanlık (İncil):
“Rab Tanrı, insanı Aden bahçesine koydu; onu işlesin ve korusun diye.”
(Tekvin / Genesis 2:15)
Budizm ve Hinduizm:
Doğayla uyum içinde yaşamak, aşırı tüketimi azaltmak ve canlılara zarar vermemek gibi ilkeler; insanın
“ben merkezli” değil, bütünle uyumlu yaşamasını öğütler.
Doğaya ve Canlılara Merhamet
Sürdürülebilirlik konuşurken çoğu zaman “insan” merkezli düşünüyoruz. Oysa doğa yalnızca bize
hizmet eden bir alan değil. Toprak, su, ağaçlar, hayvanlar ve tüm ekosistem; bir bütünün parçası.
Dinler bu konuda çok net bir mesaj verir: İnsan sadece kendine değil, tüm canlılara karşı sorumludur.
İslam:
“İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı…”
(Rûm Suresi, 30:41)
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet
olmasınlar…”
(En’âm Suresi, 6:38)
“Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.”
(Tirmizî, Birr ve Sıla, 16)
“Zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur.”
(İbn Mâce, Ahkâm, 17)
Hristiyanlık (İncil):
“Doğru kişi hayvanının canını gözetir…” (Süleyman’ın Özdeyişleri / Proverbs 12:10)
Yahudilik:
Yahudi geleneğinde “tza’ar ba’alei chayim” ilkesi, canlıya gereksiz acı çektirmeyi yasaklayan güçlü bir
etik çerçevedir.
Budizm ve Hinduizm:
“Ahimsa” yani zarar vermeme anlayışı, canlılara merhameti merkeze alır.
Adaletli Paylaşım
Sürdürülebilirlik yalnızca çevreyi korumak değil, aynı zamanda insanı korumaktır. Çünkü kaynaklar
bazen azaldığı için değil, çoğu zaman adil paylaşılmadığı için kriz çıkarır. Bir tarafta aşırı tüketim varken
diğer tarafta temel ihtiyaçlara erişemeyen milyonlarca insanın olması, sürdürülebilirliğin ruhuna
tamamen aykırıdır.
Dinlerin ortak mesajı nettir: Paylaşmak bir erdem değil, bir sorumluluktur. Adalet ise toplumu ayakta
tutan temel sütundur.
İslam:
“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya vermeyi emreder…”
(Nahl Suresi, 16:90)
“Ey iman edenler! … Adaletli olun; bu takvaya daha yakındır.”
(Mâide Suresi, 5:8)
“Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.”
(Zâriyât Suresi, 51:19)
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”
(Hâkim, el-Müstedrek, 2/15; Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, 7/66)
“Müminler … bir vücut gibidir…”
(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)
Hristiyanlık (İncil):
“Kimin iki gömleği varsa, hiç olmayanla paylaşsın…” (Luka / Luke 3:11)
Yahudilik (Tevrat):
“Adaleti, yalnız adaleti izle…” (Tesniye / Deuteronomy 16:20)
Budizm:
“Dāna” (cömertlik), paylaşım kültürünü güçlendiren temel erdemlerden biridir.
Kendimize Sorabileceğimiz Sorular
- Gerçekten ihtiyacım kadar mı tüketiyorum, yoksa alışkanlıkla mı alıyorum?
- Su, enerji ve gıdayı kullanırken “israf” sınırını düşünüyor muyum?
- Bu dünya bana ait mi, yoksa bana emanet mi?
- Canlılara ve doğaya zarar veren davranışlarımı fark ediyor muyum?
- Fazlamı paylaşabiliyor muyum, yoksa sadece biriktirmeyi mi seçiyorum?
Ne Yapabiliriz?
- Gıda israfını azalt (alışverişi planla, artanı değerlendir)
- Su tüketimini azalt (gereksiz akıtma, tasarruf aparatı kullan)
- Enerji verimliliği uygula (gereksiz ışık/cihaz kapat)
- Tek kullanımlık ürünleri azalt (matara, termos, bez çanta)
- Atıkları ayrıştır ve geri dönüşümü alışkanlık yap.
- İhtiyaç fazlasını paylaş (kıyafet, eşya, gıda)
- Doğaya katkı bırak (ağaç dik, çevre temizliği, farkındalık)
Sürdürülebilirlik, modern dünyanın yeni keşfi değil; insanlığın asırlardır bildiği ama zaman zaman
unuttuğu bir hakikattir. Dinler bize şunu hatırlatır:
İsraf etme. Emanete sahip çık. Merhametli ol. Adaletli paylaş.



